Fatih Camii: Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'daki Mirası
Görsel: Muscol / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
İstanbul'un yedi tepesinden birinde yükselen Fatih Camii, Osmanlı'nın ihtişamını ve Fatih Sultan Mehmet'in izini taşıyan tarihi bir yapıdır.
İstanbul'un Fatih ilçesinde, şehrin yedi tepesinden birinde yükselen Fatih Camii, Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biridir. 1463-1470 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan cami, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda döneminin eğitim, sağlık ve sosyal yaşam merkezi olan büyük bir külliyenin de kalbidir. Külliye bünyesinde 16 medrese, bir darüşşifa, tabhane, imaret, kütüphane ve hamam bulunmaktadır. Caminin bugün gördüğümüz hali, 1766 depreminde yıkılmasının ardından 1771'de onarılarak yeniden inşa edilmiş halidir.
Tarihi ve Dönüşümü
Caminin bulunduğu tepe, Bizans döneminde de önemli bir dini merkezdi. Burada, I. Konstantin döneminde inşa edilen Havariyyun Kilisesi'nin olduğu düşünülmektedir. Bizans imparatorlarının bu tepeye gömüldüğüne inanılır. İstanbul'un fethinden sonra bu yapı bir süre Patrikhane kilisesi olarak kullanılmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in buraya cami ve külliye inşa etme isteği üzerine patrikhane, Pammakaristos Manastırı'na taşınmıştır. Bazı araştırmacılar, caminin kilisenin üzerine değil, onun yanına inşa edildiğini belirtmektedir. Yapımına 1462'de başlanan cami, 1469'da tamamlanmıştır. Mimarı, dönemin ünlü mimarı Atik Sinan olarak da bilinen Sinaüddin Yusuf bin Abdullah'tır. Cami, 1509 depreminde büyük hasar görmüş ve II. Bayezid döneminde onarılmıştır. 1766'daki deprem ise camiyi harabeye çevirmiş, bunun üzerine Sultan III. Mustafa, 1767-1771 yılları arasında camiyi Mimar Mehmed Tahir Ağa'ya tamir ettirmiştir. Bu onarım, caminin orijinal görünümünü büyük ölçüde değiştirmiştir. Ayrıca, 30 Ocak 1932'de ilk Türkçe ezan bu camide okunmuştur. 1999 depreminde zemininde kaymalar tespit edilen cami, 2008'de başlayan restorasyon çalışmalarının ardından 2012'de yeniden ibadete açılmıştır.
Mimari Özellikler
Fatih Camii'nin ilk inşasından günümüze yalnızca şadırvan avlusunun üç duvarı, şadırvan, taç kapı, mihrap, minarelerin birinci şerefeye kadar olan kısımları ve çevre duvarının bir bölümü ulaşabilmiştir. Şadırvan avlusunda, kıble duvarına paralel olan revak diğer üç yönden daha yüksektir. Kubbelerin dış kasnakları sekiz köşelidir ve kemerlere oturur. Kemerlerde genellikle kırmızı taş ve beyaz mermer kullanılmış, mihverdekilerde ise yeşil taş tercih edilmiştir. Pencerelerin etrafı geniş silmelerle çevrilmiş, söveler mermerden yapılmıştır. Revak sütunlarının sekizi yeşil Eğriboz, ikisi pembe, ikisi esmer granit, son cemaat yerindekilerin bazıları ise Mısır granitindendir. Başlıklar tamamen mermerden ve istalaktitlidir. Avlunun üç kapısı vardır. Şadırvan sekiz köşelidir. Mihrabın yaşmağı istalaktitlidir ve üzerinde tek satırlık bir ayet bulunur. On iki dilimli olan minareler, cami ile büyük bir uyum içindedir.
İlk yapımda, cami alanını genişletmek için duvarlar ve iki ayak üzerine bir kubbe oturtulmuş, önüne de bir yarım kubbe eklenmiştir. Böylece 26 metre çapındaki kubbe, bir yüzyıl boyunca en büyük kubbe unvanını korumuştur. İkinci yapımda ise payandalı camiler planı uygulanarak küçük kubbeli sivri bir bina ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde merkezi kubbe dört fil ayağına oturmakta ve bunu dört yarım kubbe çevrelemektedir. Yarım kubbelerin etrafında ikinci derecede yarım ve tam kubbeler, mahfildeki ve dıştaki abdest musluklarının önündeki galerileri örtmektedir. Mihrabın sol tarafından, türbe yanından geniş bir rampa ile girilen Hünkar mahfili ve odalar bulunmaktadır.
Türbeler ve Hazire
Fatih Camii'nin haziresi, Osmanlı tarihinin önemli şahsiyetlerinin mezarlarına ev sahipliği yapmaktadır. Başta Fatih Sultan Mehmed'in türbesi olmak üzere, eşi Gülbahar Valide Hatun'un, "Plevne Kahramanı" Gazi Osman Paşa'nın ve mesnevi şarihi Abidin Paşa'nın türbeleri buradadır. Sadrazamlar, şeyhülislamlar, müşirler ve pek çok ilim adamının mezarları, adeta bir Osmanlı protokolünü bir arada sergilemektedir. Hazirede yatanlar arasında tarih profesörü Halil İnalcık, sadrazamlar Mustafa Naili Paşa, Abdurrahman Nureddin Paşa ve Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Şeyhülislam Mehmed Refik Efendi, tarihçi ve devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa, hattatlar Yesarizâde Mustafa İzzet ve Sami Efendi, mutasavvıf ve Fatih türbedarı Ahmed Amiş Efendi, selatin camileri vaizi Manastırlı İsmail Hakkı, edip Filibeli Ahmed Hilmi, yazar Ahmed Midhat Efendi, Hariciye Nazırı Mehmed Raşid Paşa ve General Pertev Demirhan gibi isimler bulunmaktadır.
Günümüzde Fatih Camii
Fatih Camii, günümüzde hem ibadete açık bir cami hem de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken tarihi bir mekandır. Külliyenin bir parçası olan medreseler, çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Caminin avlusu, İstanbul'un tarihi dokusunu hissetmek isteyenler için huzurlu bir duraktır. Restorasyon çalışmalarıyla güçlendirilen yapı, Osmanlı mimarisinin görkemini yansıtmaya devam etmektedir. Fatih Camii, İstanbul'un fethinin ve Osmanlı'nın kuruluş ruhunun sembollerinden biri olarak şehrin siluetindeki yerini korumaktadır.
Ziyaretinizde caminin ihtişamını yakından görebilir, haziresinde tarihe yolculuk yapabilir ve külliyenin atmosferinde geçmişin izlerini sürebilirsiniz. İstanbul'un bu köklü mirası, her köşesinde ayrı bir hikaye barındıran eşsiz bir duraktır.
Kaynak: tr.wikipedia.org
Görsel: Muscol, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı