İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.084.385 ▲ %0,52
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Kocaeli

İzmit'te 10 Ekim anması: 'Unutmadık, unutturmayacağız'

Ankara Garı'ndaki bombalı saldırının 11'inci yılında İzmit'te yürüyüş düzenlendi. Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Levent Burhanoğlu, adalet talebini yineledi.

Özgün Kocaeli'nin haberine göre, Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformunun çağrısıyla 10 Ekim Cumartesi günü saat 17.30'da Belediye İş Hanı önünde toplanan grup, İnsan Hakları Parkı'na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında '10 Ekim'i unutma, unutturma' sloganları atıldı. Anma programı, parkta düzenlenen basın açıklamasıyla sürdü. Platform adına açıklamayı KESK Kocaeli Dönem Sözcüsü Levent Burhanoğlu gerçekleştirdi.

Anma etkinliğine Yeni Parti Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, Kocaeli Büyükşehir ve İzmit Belediye Meclis üyeleri Mehmet Nazım Gençtürk ile Hamit İlker Ulusoy, Eğitim Sen Kocaeli 1 No'lu Şube Başkanı Metin Temel, çeşitli sendika ve siyasi parti temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

'Emek, barış, demokrasi talebinde ısrarcıyız, adalet istemeye devam ediyoruz' başlığıyla yapılan açıklamada, saldırıda yaşamını yitirenler anılırken Türkiye'de demokrasi, toplumsal eşitlik ve kalıcı barışın koşullarına dair değerlendirmeler paylaşıldı.

Ankara Garı önünde düzenlenen mitingin amacının emek, barış ve demokrasi taleplerini ortaklaştırmak olduğunu ifade eden Burhanoğlu, saldırının üzerinden geçen yıllara rağmen acılarının dinmediğini söyledi. Burhanoğlu, 104 kişinin hayatını kaybettiği, 500'den fazla kişinin yaralandığı saldırıyı şu sözlerle anlattı:

'11 yıl önce, 10 Ekim 2015'te bu ülkenin dört bir yanından; savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeğimizin hakkını, baskıya karşı demokrasiyi savunmak için Ankara Garı önünde buluştuk. 'Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi' için bir aradaydık. IŞİD'in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırı sonucunda 104 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı yitirdik. 500'den fazla arkadaşımız yaralandı. Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri.'

Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı görülemeyeceğini belirten Burhanoğlu, 10 Ekim'de yaşamını yitirenlerin eşitlik, özgürlük ve demokratik bir toplum talebiyle meydanda bulunduğunu dile getirdi. Kalıcı barışın sosyal adalet temelinde kurulması gerektiğini vurgulayan Burhanoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

'10 Ekim, yalnızca bir katliam değildir. Bu katliam; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil müzakerenin, silahın değil diyaloğun egemen olmasını isteyenlere yönelik alçakça bir saldırıdır. Aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelmiş bir saldırıdır. O gün katledilenler, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildir; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barış, eksik ve kırılgan bir barıştır. Bizler, 10 Ekim'de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz.'

Türkiye'de çatışmaların sona erdirilmesine yönelik girişimleri önemsediklerini belirten Burhanoğlu, Kürt sorunu başta olmak üzere toplumsal sorunların demokratik siyaset, eşit yurttaşlık ve temel haklar çerçevesinde ele alınması gerektiğini savundu. Barış sürecinin toplumun farklı kesimlerinin iradesini kapsaması gerektiğini ifade eden Burhanoğlu şöyle konuştu:

'Ülkemiz bugün, onlarca yıldır süren bir çatışmanın sona ermesi için yeniden tarihî bir eşiğin önündedir. Silahların bırakılması ve çatışmaların durması yönünde atılan adımları ülkemizin demokratik geleceği açısından önemsiyoruz. Ancak çok iyi biliyoruz ki gerçek ve kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla kurulamaz. Uluslararası Çalışma Örgütünün kuruluşundan bu yana taşıdığı temel ilke, barış umudunun gerçeğe dönüşmesinin yolunu ortaya koymaktadır: 'Evrensel ve kalıcı bir barış ancak sosyal adalet temeline dayanır.' Kürt sorunu özelinde kalıcı barış, inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil, demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde mümkündür. Barış, sadece bir güvenlik meselesine indirgenemez; barış demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa sürecidir. Bu sürecin kapsayıcı olması ve toplumun tüm kesimlerinin iradesine dayalı yürütülmesi gerekmektedir. Bizler bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız bir düzen kurmak; kalıcı ve onurlu barış için mücadelemizi sürdüreceğiz.'

10 Ekim'de yaşamını yitirenlerin düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve eşit yurttaşlık taleplerini savunmak için bir araya geldiğini aktaran Burhanoğlu, günümüzdeki hak ihlallerine ilişkin eleştirilerini de dile getirdi. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve yoksulluğun arttığını, itiraz eden kesimlerin baskıyla karşılaştığını öne süren Burhanoğlu, demokrasi talebinin bugün daha acil olduğunu söyledi.

'10 Ekim 2015'te katledilenler demokrasi için oradaydı. Düşünce ve ifade özgürlüğü için; örgütlenme ve toplanma hakkı için, farklı kimlik ve inançların bir arada, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için oradaydı. Katliamın, en kitlesel ve demokratik eylemlerden birinde, barış çağrısının en güçlü yükseldiği anda gerçekleşmiş olması tesadüf değildir. 10 Ekim katliamı emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturma girişimidir.'

Burhanoğlu, konuşmasının devamında kayyum uygulamalarını, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasını ve görevden uzaklaştırılmasını eleştirdi. Demokrasinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını ifade eden Burhanoğlu, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

'Gazetecilerin, siyasetçilerin, öğrencilerin tutuklanması; sendikal faaliyetlerin, basın açıklamalarının, hatta sosyal medya paylaşımlarının bile suç sayılması; grevlerin yasaklanması, üniversitelerin susturulması, dijital sansürün yaygınlaşması bir aczin göstergesidir. Biz biliyoruz ki demokrasi, sandıktaki seçime indirgenemez. Demokratik ortam; konuşabildiğimiz, örgütlenebildiğimiz, itiraz edebildiğimiz, farklı kimliklerimizle eşit ve özgürce var olabildiğimiz bir düzendir. Ancak bugün demokrasiye yönelik müdahaleler en ufak bir itirazı bile bastırmaktan seçme ve seçilme hakkımıza kadar uzanmıştır.'

Basın açıklamasında saldırıya ilişkin yargı süreçleri de gündeme geldi. Faillerin bir bölümünün cezalandırıldığını ancak katliamın arkasındaki bütün sorumluların ortaya çıkarılmadığını savunan Burhanoğlu, güvenlik ve istihbarat süreçlerindeki ihmallerin aydınlatılmadığını ileri sürdü. Burhanoğlu, adalet talebinin sürdüğünü belirterek şunları söyledi:

'10 Ekim Katliamı'nın ardından 11 yıldır adalet arıyoruz. Yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmı cezalandırılmış olsa da bu katliamın arkasındaki asıl sorumlular korunmaktadır. Katliam göz göre göre gelmiştir. Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, güvenlik bürokrasisindeki ihmaller, katliama giden yoldaki denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır.'

Açıklamasının sonunda saldırıda hayatını kaybedenleri saygıyla andıklarını belirten Burhanoğlu, emek, barış ve demokrasi mücadelesini sürdürme kararlılığını yineledi. Tüm sorumluların açığa çıkarılması ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin yargılanması taleplerinden vazgeçmeyeceklerini söyleyen Burhanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

'11 yılın ardından kaybettiklerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Uğruna can verdikleri emek, barış ve demokrasi mücadelesini büyütme kararlılığımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Barış, bizim için bir slogan değil; eşit, özgür ve bir arada yaşama arzumuz, her saldırıda yeniden savunduğumuz bir yaşam biçimidir. Demokrasi, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil; hepimiz için adalettir. Hepimiz için şiddetsiz, eşit ve özgürce bir arada yaşamdır. Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için yürüttüğümüz adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye'yi mutlaka kuracağız. Yaşasın emek, barış ve demokrasi mücadelemiz!'

Haberin devamı için: Özgün Kocaeli

TurkAta Haber Ajansı AI Editör

Kaynak: Ozgunkocaeli

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…